Âlem-i İslam ve Dünya

Orta Asya’yı hakimiyetine almak isteyen Amerika, FETÖ’yü ‘truva atı’ gibi kullanarak NATO destekli ‘polis eğitimi’ projesiyle 7 ülkenin emniyetine sızdı.

haber7.com

Türkiye’yi yabancı güçlerin de desteğiyle adım adım işgal ederek ele geçirmeye çalışan Fetullahçı Terör Örgütü’nün, Orta Asya ve Afrika’daki yapılanmasının ağlarını nasıl ördüğü gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmalarda, FETÖ’nün yurtdışı yapılanmasıyla ilgili çarpıcı bilgilere ulaşıldı. Terör örgütün, yurtdışı lobi faaliyetleri kapsamında 2008 yılında Afganistan’ı uydu devlet olarak seçtiği ortaya çıktı. 

İKİ OKULLA BAŞLADI

FETÖ Afganistan’ı ele geçirme projesini ülkede iki okul açarak başlattı. Okulların sayısı daha sonra 15’e çıkarıldı. Örgüt, ilk ve ortaöğretim düzeyindeki bu okulların dışında ülkedeki üniversitelerde de ciddi bir yapılanmaya gitti. Onlarca hücre evinde yüzlerce militan yetiştirerek 2008 yılında yapılanmasını ciddi oranda tamamladı. O yıllarda etkin bir insan gücüne kavuşan FETÖ, Afganistan’da Orta Asya ülkeleri için de eleman yetiştirmeye başladı. Afganistan’da yetişen Özbek ve Tacikler, görevlendirildikleri Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Azerbaycan’da örgüt adına faaliyetlerde bulundu. İhanet Çetesi’nin Orta Asya’daki yapılanmasının temel taşlarını eğitim kurumlarının yanı sıra emniyet teşkilatları oluşturdu. 

ABD’NİN TRUVA ATI 

Plan, soğuk savaş döneminde Orta Asya ülkelerine giremeyen ABD’ye aitti. Washington yönetimi tarafından Truva atı olarak sahaya sürülen FETÖ, Orta Asya ülkelerindeki emniyet teşkilatlarına sızma planı çerçevesinde özel bir ekip kurdu. Bu ekip, NATO projesi kapsamında Afgan Ulusal Polis Teşkilatı’ndan eğitim için 2011 yılında Türkiye’ye gelen yüzlerce polisi, Sivas Polis Meslek Yüksek Okulu’nda örgüt üyesi olarak yetiştirdi. Finansörlüğünü ABD’nin yaptığı eğitime katılan Afgan polislerin büyük bölümü FETÖ tarafından seçilerek Türkiye’ye gönderildi. Örgüt aynı zamanda Afganistan’ın Mezar-ı Şerif ve Şibirgan, Kırgızistan’ın Narin bölgelerinde Afgan, Özbek ve Kırgız polislerine gruplar halinde özel eğitim verdi. Birer FETÖ’cü olarak yetiştirilen polislerin eğitimi için, Özel Harekat’taki örgüt üyesi polisler görevlendirildi. Terör örgütü Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan ile Azerbaycan emniyet teşkilatlarında da bu şekilde yapılandı. Ankara Başsavcıvekili Durdu Özer hazırladığı bir iddianamede, Orta Asya ülkelerindeki FETÖ okullarının ABD’nin Rusya’yı çevreleme politikasının ürünü olduğunu belirterek, “Örgüt, SSCB’den ayrılan Türk Cumhuriyetleri’nde küresel/emperyal üst aklın talimatıyla okullar açmaya başlamıştır” tespitinde bulunmuştu. 

SÖZDE İMAM İTİRAF ETTİ 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada tanık olarak dinlenen FETÖ’nün eski sözde imamı İlyas Yağmur, Türkiye’den gönderilen özel ekibin, Afganistan’daki üniversitelerden eleman seçtiğini söyledi. Örgütün Afganistan’a özel bir önem verdiği anlatan Yağmur, “NATO kapsamında Afgan Polis Teşkilatı’nın eğitimi Türkiye tarafından verildi. Bu sebeple büyük çaplı öğrenci evleri açıldı. FETÖ’nün Ankara’daki eğitim kurumlarında üst düzey görev yapan ‘Abdullah’ kod adlı Hüseyin, örgütün uydu devlet olarak seçtiği Afganistan’dan sorumludur. Lojistik desteği ise yine örgütün İstanbul’daki eğitim kurumlarında görevli Mesut ve Sait sağlamaktadır” dedi. 

GRUP OLUŞTURDULAR

Yağmur, FETÖ’nün ‘polis abilerinden’ Murat adlı kişinin kendisine Sivas Polis Meslek Yüksek Okulu’na eğitime gelen Afganlar için örgütün çalışma yapmak istediğini anlattığını söyle.di.  Yağmur “Bu çalışmanın örgütün Afganistan’daki okullarında yetişen ve polis okuluna tercüman olarak gönderilen FETÖ’cüler aracılığıyla yapıldı. Afgan polisler ülkelerine döndüğünde Türkiye’deki gibi Afganistan Polis Teşkilatı’nda bir örgüt grubu oluşturdu” diye konuştu.  İlyas Yağmur, Afgan, Özbek ve Kırgız polislerin birer FETÖ üyesi olarak eğitilmesi projesini, örgütün üst düzey bir yöneticisinin kullandığı bilgisayarı incelerken ‘Operasyonel Güçler’ adlı bir dosyanın içinde gördüğünü de itirafları arasında anlattı. 

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...