Esedullah Tevekkelli

     yazarDünya küçüldü; bir şehre, mahalleye, köye sığdı derken; küçücük bir ekrana sığdırıldı..

     Bu güzel!

     Lakin bu keşif ne kadar faydalı ve de güzelse; insanların dünyayı tanıdıkça; kendilerini unuttuklarına, dünyada kaybolduklarına şahid oluyoruz..
     İnsanlar dünya gündeminde yüzdükçe; kendi hususi alemlerinde kayboluyorlar..
     Kendilerini kaybediyorlar..
     Özüne yabancılaşıyorlar ..
     Gündem onların idraklerini açamayınca gündemin karmaşıklığı nispetinde idrak yetenekleri sığlaşıyor ..
     Basit düşünen, olayların esrarına nüfuz edemeyen, karmaşık olaylar ve hadiseler karşısında tıpası tıkanan bir su borusuna dönüşüveren insanların idrakleri..
     Ömür boyu futbol fanatikliği yapıp ömrünün hemen hemen tüm zamanlarını maç izlemekle geçiren bir holigan ömründe bir kez olsun futbol arenasının kendisinden neler çaldığının bir an dahi ah ederek dert edemeyecek kadar gabi olabiliyor..
     Hayatını bir siyasi partiye adamış adam; siyasi partileri; sistemin hangi çarkları işletmekte kullandığını ve kendisinin nasıl kullanıldığını asla umursamadan yaşayabiliyor..
     Ömrünü anti emperyalizmle mücadeleye adamış bir komünist; emperyalizmin kendisini bu hülya ile hangi işlerde nasıl aldatıp kullandığını idrak edemeyebiliyor..
     Bundan daha da kötüleri var mı?
     Var!
     Bu mücadelelerin içinde akıl-ruh-kalp ve zihin sağlığını kaybetmek..
     Hala uyuşturucu haplar kullanarak mücadeleye devam ederken dahi; kendisini hasta eden sebebin; uğrunda mücadele verdikleri olduğunu idrak edemeyecek kadar aptallaşmak..
     İletişim ağı ve çağı derken ve bununla övünüp böbürlenirken insanı ve bütün erdemlerini ıskaladık..
     Sanal dünyaya insanı kurban verdik..
     Üniversitede bi sınıf arkadaşım vardı..
     Uyumaya çalışırkenki zamanlar da dahil tüm zamanlarını bilgisayar başında geçiriyordu..
     Okula, derslere gelmiyordu..
     Ev arkadaşları evden attılar..
     Geldi rica etti, param yok ve kalacak evim de yok yardım et diye..
     Neyse bir dosta rica ettik, yanına yerleşti..
     Bir hafta geçmeden eve alan kişi gelip isyan etti:
     Bu insan mı yoksa başka bir şey mi yahu diye çıkışarak..
     Ne oldu dedim?
     Sinirinden deliye dönerek başladı anlatmaya:
     Odasında ne yese poşetiyle çöpüyle odasında yere fırlatıyor..
     Meyve yese kabuklarını koltuk altına depiyor (koltuk altını doldurmuş)
     Tuvaleti asla temizlemiyor..
     Kahvaltıya kalkmıyor..
     Akşam yemeği diye bir sorunu yok...
     Abur-cubur çikolata -mikolata atıştırıyor bilgisayar başında..
     Ev ortaklığı nedir? Bilmiyor!
     Ne derse, ne okula, ne de çarşı-pazara asla çıkmıyor.
     Bir ayda kaldığı evi mezbeleye çevirmiş..
     Okulda 9.senesi..
     Babası inşaat işçisiymiş..
     Neyse bir gün dönem sonunda kazara geldi okul kantinine..
     Zaten tüm derslerden kalmıştı..
     Boş ve anlamsız, kaygılı ve ürkek bakışlarla kantinin ta öbür ucunda tüm kantini taradı..
     Gidip selam verecek hiç kimseyi bulamadı..
     Onu gözlemliyordum..
     5-10 dakika olduğu yerde çakılmış direk misali durdu.

     Halbuki kantindekilerin hepsi onun tanıdıklarıydı..

 

     Esedullah TEVEKKELLİ / HaberCedid.com

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...