H.Müslim Gündüz

Terkib ve İnşâ Dergisi'nin yeni sayısı için Metin Acıpayam Müslim Gündüz Efendi'ye Medresetüzzehra'dan İslam medeniyetinin ilim ve irfanına, Bediüzzaman Hazretleri'nden Risale-i Nur'un ilmine kadar birçok hususta sualler sordu. İşte o mülakat.. 

islamin istikbali risale i nurlarin programi dahilinde sekillenecektir h25961

 

METİN ACIPAYAM: Merhum Said Nursi’nin hayalindeki Medresetüzzehra bugün gerçekleştirilebilir mi? Medresetüzzehra modeli bugünkü içtimai şartlar dahilinde İSLAM ÜNİVERSİTESİ ismiyle kurulabilir mi? Risale-i Nur talebesi olarak bu türlü teşebbüsleriniz yahut düşünceleriniz var mıdır?
 
MÜSLİM GÜNDÜZ: Medresetüzzehra fikri, Osmanlı'nın son zamanlarında çökmüş durumdaki medrese eğitimi tarzını ayağa kaldırmak için ortaya atılmış ufuk bir hedeftir.  O gün için kalıplaşmış tüm medrese sistemini tebdil etmek mümkün olamayacağından model bir eğitim müessesesi vücuda getirip zamanla umuma sirayet ettirilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca o günde Risale-i Nur gibi fenni ilimlerle maneviyat yolunu açan bir eser vücuda gelmediğinden bir üniversitede bunun tatbikatı yapılsın arzu edilmiştir. Bence Medresetüzzehra'nın vücuda getirilmesinin istenmesindeki en mühim gizli sebep ise; Alem-i İslam'da, İngiliz'in hainane planlarıyla yükselen menfi milliyetçilik ateşini söndürmek idi. Fakat olanlar oldu. Osmanlı dağıldı, menfi milliyet devletçikleri boy boy meydan aldı. Şu anda Medresetüzzehra'nın kuruluş gayelerinin en temel unsuru ortadan kalkmış durumdadır. Bu bakımdan müstakil bir Medresetüzzehra Üniversitesi'ne lüzum kalmamıştır kanaatindeyim. Bugün yapılması lazım gelen şey; ilkokuldan başlayarak üniversitelerin son sınıflarına kadar fen ilimleri ile manevi ilimleri mezceden Risale-i Nur eserlerinin ruhunu hakim kılmaktır.
 
METİN ACIPAYAM:  “Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder.” Risale-i Nur külliyatından aldığımız bu sözler hakkında neler söylersiniz?
 
MÜSLİM GÜNDÜZ: İnsan ceset giymiş bir hikmetler yumağıdır. Vicdanlı bir terazi ile insan anatomisi tartılsa manevi taraf maddi taraftan daha ağır gelecektir. O halde aklın idaresindeki madde alemiyle kalbin tasarrufundaki maneviyat aleminin aynı ağırlıkta nazara alınması lazımdır. Bir ilim talibi aklın muktezası ile kalbin gereğini aynı anda nazara alıp öylece çalışmazsa istenilen faydalı neticeleri elde edemeyecektir.
 
METİN ACIPAYAM: Gerek üstad Necip Fazıl, gerekse Said Nursi Hazretleri, zaman açısından en zor zamanda mücadelelerini sürdürmüş iki kahramandır. 20. Yüzyılın en büyük tuzağı, müslümanların İslam irfan kaynaklarından mahrum kalmalarıdır. Bu bakımdan geçmişle bağı kesilen müslümanlara rol model olanların, kendisini işin merkezine koyma gibi durumları da mevzubahis olabilir. Müesseselerimizin çöktüğü, alim ve mütefekkirlerimizden tasarrufun alındığı o yıllardaki Said Nursi’yi nasıl anlatırsınız?
 
MÜSLİM GÜNDÜZ: Osmanlı'nın yıkılışı ile T.C.'nin kurulması hadisesi tarih seyri içerisinde emsaline rastlanamayacak cinstendir. Ne Emevi'den sonraki Abbasi'ye, ne Abbasi'den sonraki Selçuki'ye ve ne de Selçuki'den sonraki Osmanlı'ya benzemektedir. Ömrünü tamamlayan yaşlı dünyanın gösterdiği son bir oyundur. Fakat dünya daha evvel böyle bir oyunu hiç oynamamıştı. Bu devir İslam Süfyanı'nın çıktığı bir devirdir. Bunun karşısında Mehdiyetin hayata geçtiği bir tarih sahnesidir. M.Kamal'i  basit bir komutan ve Hz.Bediüzzaman'ı da sıradan bir İslam alimi görmek temel bir yanlış olacaktır .
 
Birisi kıyamete kadar devam edecek olan azim bir şerrin kapısını açarken diğeri de kıyamete kadar istikametle gidecek olan azim bir hayrın caddesini inşa etmiştir. Hz. Bediüzzaman sadece bir eser yazmamış aynı zamanda bir Cadde-i Kübra-yı Kur'aniye inşa etmiştir. Hz. Bediüzzaman (ra) bugüne kadar söyleyeceği sözlerin sadece üçte birini söyledi. Üçte ikisini henüz söylememiştir. Söyleyeceği bu iki sözünden birisiyle T.C.'nin ismini değiştirecek ve Hilafet-i Muhammediye'yi ikame edecektir. Söyleyeceği üçüncü sözü ile de dünya İttihad-ı İslam davasını tahakkuk ettirecektir.
 
METİN ACIPAYAM: Oryantalist ve emperyalist Batı’nın epistomolojik işgalini kırmamızın yolu, islam bilgi telakkisini oluşturmamızla alakalı bir durum şüphesiz. Bu açıdan baktığımız zaman İslam ilim tasnifinin yapılması gerekir mi? İslam ilim mecrasının açılması yolunda Risale-i Nur külliyatını nereye oturtursunuz?
 
MÜSLİM GÜNDÜZ: İlmi yapanlar ayrıdır, ilmi tahsil edenler ayrıdır. Hicri 1300 yılının sonuna kadar İslam alemi kısmen ilim yapmış ve kısmen de ilim tahsil etmiştir. Fakat bu tarihten sonra dünya ilim sahasına yepyeni bir ilim doğmuştur. Bunun adı Risale-i Nur olmuştur. Bundan evvelki İslami ilimlerin esaslarını muhafaza etmekle beraber, Kur'an-ı Kerim'den öyle bir ilim istihracına muvaffak olmuştur ki; bu ilmi tahsil etmeyenler; biliyorum zanneden cahiller mesabesinde kalmışlardır.
 
İlim de, cihad da, saltanat da bundan sonra Risale-i Nur'un çizdiği hudutlar dahilinde hükümlerini icra edeceklerdir. Ayrılırlarsa neticesiz kalmaya mecbur olacaklardır. Buna dayanarak diyorum ki: Bundan sonraki İslami faaliyetler cihad ve saltanat istikametinde olacaktır. Yani hareket zamanıdır, oturup şu işin ilmini bir öğrenelim demeye zaman kalmamıştır.
 
METİN ACIPAYAM: İslam medeniyetinin terkip ve inşâ döneminde Risale-i Nur’a nasıl bakmalıyız?
 
MÜSLİM GÜNDÜZ: Tek söz olarak: İslamın istikbali Risale-i Nur'ların programı dahilinde şekillenecektir.
 
METİN ACIPAYAM: Teşekkür ederiz.
 
MÜSLİM GÜNDÜZ: Rica ederim.
 

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...