Halenur

carsaf1Kahramanmaraş’a güneş bir parlak doğuyor bugün her zamankinden farklı.

Sütçü imam’ın ruhu dirildi sanki Maraş sokaklarında…

Sanki İmam döndü küstüğü Maraş sokaklarına…

Sanki bir bayram var Maraş sokaklarında…

Sanki yeniden haykırıyor sütçü İmam;

-Dokunma çarşafıma, dokunma izzetime, dokunma namusuma! Dokunma!

Çarşaflı ve peçeli onlarca genç kız hummalı bir çalışmanın içerisinde.

Seksen küsur yıldır dini, milli, ahlaki değerleri tahrip edilmiş bir cemiyette alışılmadık fakat yüreğinde zerre miskal imanı olan,  asr-ı saadetin hasretini çeken, kokusunu özleyen her Müslüman’ın görmeyi arzu ettiği görüntüler.

Bütün varlık sebebi laik-kemalist düzenin yerine Allah’ın ahkâmının hâkim olması, çürümüş, kokuşmuş bütün beşeri sistemlerin yerine Kur’an ve sünnet ölçülerinin  hayat-ı içtima-iye’ye yön vermesi ve idare etmesi için mücadele vermek olan Aczmendi cemaatinin nurlu genç kızları bu gençler.

Zamanın fitnesine maruz kalmış, sefahat deryasında gark(boğulmuş) olmuş, maddi ve manevi bütün değerlerini unutmuş, kimliğini kaybetmiş yaşıtları gençlere sütçü imam’ın memleketinde iman hakikatlerini anlatmak için Türkiye’nin dört bir yanından gelmişler.

Hepsi hedefinin ve gayesinin ve davasının şuurunda…

Hepsi inanmış, hepsi Allah (c.c)’ın emrini başlarına taç yapmışlar. Siyah çarşaf ve peçeleriyle bu zulmet-i ahirzamanda bir nur olup parlamakta. Her biri ayaklı bir Kur’an ayeti olmuş. Her biri bir sünnet-i peygamberi olmuş tenvir ediyorlar etraflarını. Bütün mukaddesatlarını ayakaltına alan Avrupalıyı, Amerikalıyı değil ümmetin kadınlarının yıldızları olan Hz. Fatıma’yı, Aişe’yi, taklid ediyorlar.

Ümmetin ümidi olmuş, dirilmiş bir gençlik

Bediüzzaman’ın nesli, nesl-i cedid  Maraş sokaklarında…

İşte birisi bursa medresesinin hocalarından…

Davudi bir sada ile okuyor Kur’an-ı kerimi. Yankılanıyor tüm salon bülbül-ü cinan gibi bir sesle.

Bir diğeri alıyor mikrofonu eline. Sivas’tan gelmiş.  “ben kurtuldum, ben devamı buldum. Sizde asrın tek devası olan risale- nurlara tutunun” diyerek feryat etmekte tüm zerreleriyle.

İman ile küfre haykırıyor yekdiğeri İstanbul’dan gelerek“ayrıl, ayrıl da her Müslüman tarafını belli etsin ve ayrıl ey küfür, saflar belli olsun bugün.”

İşte sütçü İmamın torunu sahnede. Artık ruhun şâd olsun kahraman İmam ben senin davanı da, derdini de yüklendim diyerek saldırıyor kurşun gibi hakikatlerle din düşmanlarına.

Şiirlerle, ilahilerle, kelimelerle gözyaşlarıyla anlatıyorlar risale-i nuru ve iman hakikatlerini.

“Çarşafla okula gideceğim, çarşafımla sokağa çıkacağım, dâhil olacağım cemiyetin içine çarşafımla.

Ey çarşafım sen, kal’am, sığınağım, siperimsin.

Ey çarşafım sen rabbimin buyruğu, ahrette altında serinleyeceğim gölgemsin.

Seni giymekten utanmadım, utanmıyorum, utanmayacağım.

Bugün burada Allah’a bir kere daha and içiyorum ki,

Senden utanan biçareleri utandıracağım”… Diyerek yırttılar küfrün şımarık çehresini.

Yıktılar Sivas’tan sonra Maraş’ta da laik rejimin setlerini.

Artık onlara engel yok, set yok çünkü onlar Bediüzzaman’ın gençleri, Üstadın neferleri.

Onlar bahar-asa bir mevsimin filizleri Kur’an suyuyla, İslamiyet nuruyla beslenmiş.

Onlar Bediüzzaman’ın müjdelediği nesl-i ati…

 

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...