İlyas Elri

ilyas efSon 15 senedir ehli iman hamiyet-i aliye, Akşemseddin misal, avamı ve havassı ile sanki  göklerden gelen bir kararla dua, gönül ve dil birliği etmiş gibi Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında ve safında... Karşı cephe tam tekmil-techiz haiz olduğu sıfatlarla bir safta, eksik olan parçası modern meczubu da, şahs-ı manevisiyle maddi manevi dualarıyla yanlarında..

 

 

   İlyas ELRİ / HaberCedid.com

   Yeni asrın başında ülkenin rotası, 80 senelik yanlış yoldan farklı bir istikamete aniden keskin bir viraja girdi. Son 15 senedir girilen, düzlükten önceki bu son virajda, dümenin başına geçenler kendi cephesinde,  karşı cepheyle amansız bir çatışmaya girdi. Hamiyet-i aliyeyi millet ve ümmet adına arkasına alan bu cephe, derin ve melun vesayet cephesiyle çatışmaya girdiği  bu virajı savrulmadan aşarsa düzlüğe çıkacak. Tabi çıksa da işi bitmeyecek .. Üzerindeki asırlık harp darp kirlerini temizlemek için vereceği mücadelede belki işi daha da zorlaşacak.. ve maskesini indirmiş asıl melun patronla yüz yüze gelecek ve büyük savaş kaçınılmaz olacak ve ihtimal ki Rahman'ın vaad ettiği kudsi inayet o gün imdada yetişecek... Zaten Ortadoğu'da ümmet büyük savaş için sefeberliğe girdi, her tarafta talime başladı bile.

   Son viraj, düzlükteki büyük savaştan önceki  son öncü çatışma.. 2013 senesine kadar büyük Deccal'in Anadolu'daki maskesi Kemalizm, tasfiye ediliyor derken ani ve semavi bir müdahele oldu. Büyük Deccal hesabına tasfiye edilen Kemalizm'in yerine beklenen yeni bir izmin doğum operasyonu gerçekleşmeden çocuk düştü.. Bu hesap dışı düşük çok hayra vesile oldu. Zahiri alemde de saflar netleşti. Öyle ki bu cephedeki ayrık otları da doğal yerinde saf tuttu.. O güne kadar birbirinden farklı maske takan suratlar aynı sıfatta cem oldu. Artık hangi maskeye baksan aynı surat ifadeleri, aynı ses tonu, aynı söylem. Melun patronun sıfatı ve suratı.. Bu virajın sonunda kahrolası lanet patronun ya maskesi inecek yada afiyette sömürülecek, yeni asırlar için yeni maskeler kuşanacak.. Bir tarafta asırlık savaştan bitap düşmüş, yediği zehirlerden, felç komasından uyanıp bedenini, azalarını kontrole çalışan ve aynı anda düşmanına karşı koymaya çalışan bir cephe.. Bir tarafta içimize soktukları ayrık otlarını da kendi cephesinde toplayıp var gücüyle öldüresiye saldıran malum melun cephe....
    Bu çatışmada kanaatimce bizim cephenin verdiği savaş, çatışmayı onların kurduğu minderden bizim minderimize taşıma savaşıdır. Başımızdakilerin Kemalizm'in yıkmaya çalıştığı Osmanlı'ya ait hafızamızı diriltmeye çalışması, ümmetçi duruşu, başkanlık söylemi vs bu amaca bakıyor. Bir kısmımızın başımızdakilerden beklediği bazı temennilerin henüz karşılık bulmamasını kader planında bu savaşa bağlıyorum. Bu viraj aşılsa bile girilen düzlükte  savaş kesinlikle  bitmeyecek, ama kendi minderimizde kendi kurallarımızla ve büyük deccalin bizzat kendisiyle devam edecek... Bu son virajin  önümüzdeki  genel seçim olduğunu düşünüyorum... Bu anlamda mühim bir viraj. Mevzuyu önümüzdeki genel seçime bağlayıp temennim olarak da derim ki: Bu seçim bu kapışma belki de karşı cephenin minderinde son çatışma olacak.
    İstanbul'un kuşatması sırasında büyük bir evliya da olan Akşemseddin Hazretleri, talebesi olan Sultan Mehmet’e mana aleminden aldığı bir bilgiyle fethi müjdeler. Lakin kuşatma uzar, zayiat artar, karşı tarafta direnç artar. Sultan Mehmet hocasına ahvalin sebebini sorar. Oysa fetih için maddi sebepler yerine getirilmiştir.. Durumdan telaşlı olan hoca Akşemseddin çadırına kapanır secdede gözyaşlarıyla duaya durur… Rivayet odur ki o esnada mana aleminde olayın iç yüzünü fark eder. Bizans surları içinde yaşayan meczup bir veli (Cibali Baba) ha bire duaya asılıyor "Ya Rabbi gavurcuklarımı koru" diye... Koskoca İslam aleminin ve ordusunun fiili ve kavli duasına meydan okurcasına.. Melekut aleminin işi icraatı beşeri aklın ötesinde cereyan eder.. Hoca Akşemseddin fethin önünü tıkayan sebebi fark eder ve mana aleminde meczubu uyarır.. "Karşında kırılan İslam ordusudur, indir ellerini gayri" diye.. Rivayete göre meczup veli o an vefat eder, İslam ordusu şehre akın eder..
    Çağ açıp çağ kapayan kudsi bir harbin ve fethin önünü bir meczup tıkayabildi de ahir zamanın mühim bir harbinde fethin önünü tıkayan meczup olmayacak mı…. "O latife lisanıyla her ne sual edilirse velev ki fasık da olsun Cenabı Hak o latifeye hürmeten o matlubu yerine getirir.." der Hz. Üstadımız… Ehl-i dalaletin hakikatte bir kuvveti yokken, dayandığı mühim bir kuvveti meczubane bir kuvve-i velayet değil miydi..
     İstanbul'un Fethi'nin idrakinde olunan bu günlerde sanki özlenen ve beklenen manevi fetihlerden bir fethin arefesindeyiz... Bu çatışma maddi alemde olduğu gibi mana aleminde de var olan bir çatışma.. Hatta bize ayan olan maddi alemdeki çatışmanın neticesi belki mana alemindeki keyfiyete neticeye bağlı.. Bildiğimiz gördüğümüz hissettiğimiz kadarıyla bu çatışma ve kapışmada neticeyi tayin edecek son virajdayız. Son 15 senedir ehli iman hamiyet-i aliye, Akşemseddin misal, avamı ve havassı ile sanki  göklerden gelen bir kararla dua, gönül ve dil birliği etmiş gibi Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında ve safında... Karşı cephe tam tekmil-techiz haiz olduğu sıfatlarla bir safta, eksik olan parçası modern meczubu da, şahs-ı manevisiyle maddi manevi dualarıyla yanlarında..
     Belki de tarih kendine has cilvesiyle tekerrür ediyor..

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...