Yazarlar
    ummusuheda Mutluluk bir şeye sahip olmak değil, sahip olduklarıyla mutlu olabilmektir. Yahut insanı mutlu kılan ; mutlu olmak değil mutluluğa giden yoldan haz almaktır.

      Şu imtihan dünyasına gözümüzü açmamızla  beraber  çevremizdekilerin olumsuz deneyimleri, dar düşünceleri bilinç altımızda bir çerçeve oluşturuyor. Olumsuzluklarla dolu kalıplaşmış sözlerle dolu bir sınır.

      Adım atmaya başladığımız andan itibaren “ şimdi düşeceksin”.Okula başlarız “sen bu kafa ile bu dersleri zor başarırsın,senden adam olmaz, sen bu işten anlamazsın”.Yapamazsın edemezsin  sonrası  “Yapamadım ,olmuyor, bu iş çok zor” demeye başlar kişi.Olumsuzluklar olumsuzluklar…

      Nazar ile niyet  mahiyet-i  eşyayı  tağyir eder. Huzura   gitmek  istiyorsak bu zincirleri kıralım.Gözlüklerimizi değiştirelim. Bunu yaparken “ Polyannacılık” oynayıp ,pembe  gözlük takalım demiyorum. Hayata ve olaylara  iman ve ibadet gözlüğü ile bakmak işte o zaman her şeyin sırrı ve hakikati çözülür. Olayların arkasındaki  güzellikler tezahür eder.Batıda buna kişisel gelişim adı altında “Pozitif Düşünce,Bilinç  Altını Olumlama” gibi değişik adlar veriliyor.Bunları okuyanlar  duyanlarda   “Ya bu nasıl bir teknik ? İnsanın  hayatını değiştiriyor.” diye şaşırıyorlar.Ey kendi dininden , ecdadından habersiz zavallı müslüman! Sen kendini tanımazsan  işte  böyle “ komşunun tavuğu komşuya kaz görünür “ misali olursun.Asırlardır biz buna  “Müsbet  Düşünce, Hüsn-ü zan, İyi niyet, Hoşgörü” diyoruz.Derdin büyük ise  Kadir-i zü’l-celal bir Rabbin var diyoruz.Allah (c.c)  şöyle buyuruyor  “Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.”(Bakara/215) Evet  biz bilmeyiz Rabbimiz bilir.Biz musibetler karşısında bir terapi olarak batını  deyimi ile “ Boş veeeer! Üzüntüyü bırak yaşamaya bak.” diyemeyiz.Bizim inancımızda kayıplar imtihan boyutunda değerlendirilir.İman etmiş insan; zayi olan malı sadaka, mazlum olarak öldürüleni şehit görür.Kadere iman eder.”Üzülme” der Hz. Mevlana “Sopa ile kilime vuranın  gayesi  kilimi  dövmek  değil; kilimin tozunu  almaktır.”Allah sana sıkıntı vermekle tozunu kirini alır.Niye kederlenirsin taş taşlıktan geçmedikçe  parmağa yüzük olmaz. Yüzük olmayı dileyen taş yontulmayı   göze almalıdır.Allah Rasulü (sav):” Allah (cc)  bir kulu sevdimi onu dünyadan korur tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.”(Tirmizi ,tıbb1) buyurur.”Her şey kaderle takdir edilmiştir,kısmetine razı ol ki rahat edesin.”(Mesnevi   Nuriye)

        Müslüman   ahlarla  vahlarla zaman kaybetmez . O  Rabbin’den  razı  Rabbi ondan razıdır.Evet sanırım kadere iman :” Narında hoş nurunda hoş” diyebilmektir.Yoksa bizim yaptığımız gibi “aman Ya Rabbi onu alma, bunu verme,şunu şöyle yapma” demek değildir.Yanlış anlaşılmasın dua etmeyelim demiyorum.Yalnız “Rabbim neylerse güzel eyler” demesini  bilelim.Bir şey için yola çıktıysak ve vazifemizi yaptıysak  yolun ucunu düşünmek beyhude.Kadere iman eden kederden emin olur.

       Olayları olumlu ya da olumsuz kılan bizim bakış açımız değil midir ki? Aynı olay karşısında insanlar farklı tepkiler verebilir. Bir kısmı olayı üzüntü ile karşılarken bir kısmı da sevinçle karşılar.Verilen tepkiler bakış açısına göre değişir.

     Bazı insanlar vardır ki hayatlarını kendilerine zindan ederler.Olaylara, insanlara yaklaşırken hep önyargılıdırlar.Düşünceleri  bozuk olduğu için gerçektende işleri hiç yolunda  gitmez  ve mutsuzdurlar.Bilmelilerdir ki Allah hiçbir şeyi şer olsun diye yaratmamıştır.Çünkü Allah mutlak hayır sahibidir.Sonsuz hayır sahibinden kötülük ve şer gelmez.Buna en güzel misal, en şerli bilinen şeytandır.Şeytanın yaratılmasındaki hikmet başka, insanın ona uyması başkadır.Şeytanın  yaratılmasındaki en büyük hikmet  insanın imtihanına vesile olmasıdır.Yani insan şeytanı  bir mancınık gibi kullanıp yüksek mertebelere ulaşabilir.Zehir zararlıdır,fakat ölçülü kullanılırsa ilaç yapılır.Allah Rasulü(sav) bir hadiste:”Bana cennet gösterildi .Cennet halkının çoğu Bühül kimselerdi.”buyurmuştur.”Bühül  kimlerdir Ya Rasulallah?”diye sorduklarında “Kafasının arkasında kötü niyet ve fikir taşımayanlardır.”buyurur.

     Evet, o halde olaylara önyargılı yaklaşmak başa beladır. Bizi hep umutsuzluğa ve mutsuzluğa götürür.Her şey bizzat güzel ve dolayısıyla güzeldir.”Allah her şeyi en güzel şekilde yarattı.”ayeti ışığında Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin şu söylediği sözü kendimize düstur edinelim:”“Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.”(Mektubat)

 Selam ve Dua ile…

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...