Yazarlar

seyfullah efNe getirecekseniz getirin, herkesi ikna etmeye çalıştığınızda, getirdiğinizi sandığınız şey davasını güttüğünüz şey olmayacaktır. Posası olacaktır..

     Seyfullah Turan AYVAZ / HaberCedid.com

     Pembe Demokratikleşme paketleriyle gayr-ı milli unsurlar için son on dört yılda gelen tüm kanunların teker teker eskiye döndürüldüğü bir süreci yaşıyoruz. Artık Süryaniler geri gelsin, Ermeniler Akdamar'da ayin yapsın masalları tarihe karışıyor. Yeni tasarıyla artık askerlere soruşturma açılması mülki izne bağlanıyor. Avrupa'da Türkiye tehcirle ilgili bedeller ödemeye devam ediyor. Hem de artık bu konuda suç ortağımız kabul edilen Almanya bile artık karşımızda. Çünkü küresel ölçekte bir askeri gücümüz henüz oluşmadığı gibi, ümmetçilik yapalım diye elimizi uzattığımız her ülke bizi yalnız bırakıp Avrupa ekseninde karar kılmış.

     Ben tehcire karşı olmayanlardanım. Hatta yeni tehcirlerin zaruretine inanıyorum. Ortak yaşam iradesine sahip olmayan kim varsa defolup gitmesinde bir sakınca yok. Kaynukaoğlu Yahudileri'ni sürerek Müslümanlar adına ilk tehciri Hz.Peygamber yapmıştır. Vatan kavramını bu gözlükle tekrar ele almalıyız. Karşımızdakinin adam olmasını beklemek nereye kadar... bizim de tedbir ve tahditlerimiz olmalı ve var.

     Hamasiyatı geçelim. Zayıf zamanımda kim sırtımdan bıçaklıyorsa defolup gitsin. Adı ve vasfı ne olursa olsun..

     İttihat ve terakki ile başlayan ve 1970'lere kadar devam eden karmaşık politik süreçte ülkenin tek kazanımı, homojen bir İslamlaşma sürecinin Anadolu'da halk bazında yerleşmesi ve bu ülkenin hiç olmadığı kadar blok Müslüman halka sahip olmasıdır..

     Cumhuriyet, Türkleşme politikasında hiç şüphesiz, Sünni İslam profilini eser miktarda kullanmış ve mübadele gibi büyük sosyal değişimleri, soy üzerine değil din üzerine kurmuş ve çevre coğrafyalardaki Müslümanları, Türk üst kimliğiyle Anadolu'ya taşımıştır..

     Bizim Türk üst kimlik politikası, kısa yorgan misali, kafanı örtsen ayakların, ayağını örtsen başın açıkta kalır nevinden bir vaziyete getirildi. Ve bazı unsurların kabul etmeyeceği bir elbise giydirildi. Kürtler'in Boşnaklar ya da Pomaklar gibi Türk unsurunun bir ferdi olarak olayı kabullenmesini beklemek, bugün gelinen felaket noktasının tetiklenmesini netice verdi..

     Cılızlaşan bir İslam kardeşliğinin fayda etmemesi sonucu, Kürt sol siyasetinin kendini Ermeni siyasetine yaklaştırması, tam bir kaos halinde tüm kavramların birbirine girdiği bir dönemi başlattı..

     Kemalizm'in şovenist yaklaşımlarıyla, maksadından kopan Türk-İslam üst kimlik projesi artık suya düşmüş görünüyor. Türkçesi, bu saatten sonra bu ülkeyi blok olarak bu politika ile bir arada tutmak zordur..

     Teknoloji sayesinde paranın sahip olacağı konfor ve hayat tarzlarının uçukluğu dikkate alınırsa, İslam davetinin öngördüğü hayatın, toplumun geneli nazarında bir cazibesi kalmamıştır. Toplumun geneli serbest ve salaş yaşam tarzını benimsemiş ve yeni bir İslami tarzı da ortaya çıkarmış, fazla da sıkılmaya gelmiyor..

     Dikte edilmeyen fikirler sökmüyor. Avrupa demokrasiyi bile dikte ederek ayakta tutmaya çalışıyor.. 

     Bu ülkeye yeni bir rejim giydirmenin zorluğu ortada. Her fikir ve inanç bu ülkede kırk farklı biçimde yaşanıyor.. kırk çeşit Müslüman, kırk çeşit Kemalist, kırk çeşit sosyalist. Bu pozisyon zenginliği 1930'ları kendi fikri açısından haklı çıkarır. Bir rejim kuracaksan, bolca adam sallandırman gerekiyor. Bkz: İstiklal Mahkemeleri... ayrıca bolca sürgün yapmalısınız.. Bkz:150'likler..

     Mevcut sistem ile bu ülkede rejimi değiştirebilirsiniz. Ama bu hiç bir zaman o sistemin orijinali olmaz. Yani siz dindar bir toplum diye yola çıkar, sonunda münafık bir topluma ulaşabilirsiniz. Komünist olmaya çalışır sonunda milyarder bir solcu olur, çoğulcu olayım derken kendinizi ipte bulabilirsiniz..

     Kimse mutlak haklı ya da mutlak haksız değil bu ülkede..

     İsmet İnönü, kendisiyle konuşma talep ettiği an Talat Aydemir için; O artık bir ölüdür demiş. Neden?

     Çünkü ihtilalci adam uzlaşma meyli gösterdiği anda artık bir ölüdür ve bitmiş, davası düşmüştür..

     Ne getirecekseniz getirin, herkesi ikna etmeye çalıştığınızda, getirdiğinizi sandığınız şey davasını güttüğünüz şey olmayacaktır. Posası olacaktır..

     Ben bu saatten sonra yeni bir Osmanlı, çok renkli ve adil toplum medeniyeti beklemenin hayal olduğunu düşünüyorum. Zira akıllı telefonlarımız sayesinde artık evliya kerametine ihtiyacımız ve merakımız kalmamış, hepsini bizzat yapar olmuşuz, dolayısıyla evliyalara da ihtiyaç kalmamıştır. Artık herkes birbirinin donuna kadar haline muttali olmuştur. Şeyhlerin inceden mahrem ikazlarına ihtiyaç kalmamış.. Velayeti olmayan cemiyetle nereye kadar..

     Valla gözünüz kesiyorsa sizden olmayanı ya da karşınızda duranı süpürün, kalanlarla ne isterseniz yapın. Böyle bekle bekle nereye kadar...
                                                                                                                                         
     Vesselam..

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...