Yazarlar

omer gunduzEy bürokrasi üç kuruşluk adi menfaatleriniz için bu ülkenin selametini neden engelliyorsunuz…

  

     Ömer Faruk GÜNDÜZ / HaberCedid.com

     Yazı yazmak, konuşmaya benzemiyor, konuşunca insan, kayıtsız sallayıp sallayıp geçiyor, bilmeyenimiz de yok.

     Bu köşede avazımızın çıktığı kadar bağırdık, çağırdık, çığlık attık, ama kimseye sesimizi soluğumuzu inceden bile duyuramadık…
     Bu etekli teröristlere verilecek en ufak destek, ülkenin ağır bedel ödemesine vesile olacaktı, ama olan oldu biten bitti…
     İngiliz’in 'İT'liğini yapıp çiçek desenli etekler giyip, sağa sola bombalar fırlatan fırlamalarla bu memleket ilerleyişini elbette durdurmaz… 
     Terörle, teröristlerle mücadele ettiğini ifadelendiren bürokrasi, çiçek desenli teröristlerin bir üst versiyonu kravatlı teröristleri, milletin en yüksek makamı olan Büyük Millet Meclisi'nde beslemekle terörle mücadele edemez… 
     Sıcak yataklarımızda yatarak, alnı secdeden kalkar kalkmaz, ya Allah Bismillah Allah-u ekber sedalarıyla İngiliz beslemesi teröristleri avlayan kahraman asker ve emniyetimizi hiç anlayamayız… 
     Ağlamayı bile beceremiyoruz, ibadetin çelik zırhına sığınıp, şahadet şerbeti içen gencecik fidanlarımıza, sadece ve sadece anaları ve babaları ağlıyor… 
     Hemen her gün onlarca genç fidanı toprağa verip, daha ne kadar oyalanacağız
     Bataklığa benzeyen bürokrasi cehenneminden kurtulup, sade ve akılcı bir yönetim tarzına geçip, herkesin saçını sakalını önüne dökme zamanı gelmedi mi? 
     Tüm beşli terör devletlerinin var gücüyle teröristleri üzerimize salmalarının sebebi, ülkemizin başkanlık sistemine geçmesini engellemek değil mi… akan kanların altında bu ülkeler yok mu? 
     Tüm bunları bildiğimiz halde, ey bürokrasi üç kuruşluk adi menfaatleriniz için bu ülkenin selametini neden engelliyorsunuz… 
     Radikal kararlar alma zamanı gelmedi mi?  

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...