Medya Yazarları

ergundilerDevlet gücünü Katar'ın yanına koydu!

 Bu çok ama çok önemli bir hadisedir! En güçlü orduya sahip MÜSLÜMAN bir ülke olarak atılan muazzam bir adımdır.

Herkes buradaki mesajı almıştır! Türkiye oraya üs inşa ederken "Ne işimiz var orada?" diyenler vardı! Aynı şeyi SOMALİ için de duyduk...

İçeride kalıp tehlikeyi bekleme şansımız yok. Gidip dışarıda oyun kurmak durumundayız.

 

Ergün DİLER / Takvim.com.tr

Katar'a uygulanan ambargo herkesin dilinde.

 Manşetlerde Katar var. Türkiye'nin desteği ve tavrı var!

 Arap ülkelerinin bir anda birleşip ilişkileri dondurması var...

 Konu yazılandan, çizilenden çok daha derin. Gelin bugün de farklı bir pencere açalım. KATAR krizinin nasıl geldiğini, neden başlatıldığını ve kampların neye göre oluşturulduğunu anlatmaya bakalım... Bütün değerlendirmeleri yaparken PARAYI unutmamak şart. Gerçek sebep bu zaten! Ama PARA üzerinden gidilirken de herkesin rolü var.

İşte bunu açalım biraz isterseniz...

Bölgeden uzaklaşalım...

 Rothschild ailesi çok önemli uzmanlarla çalışır. Dünyanın en iyileri yanlarındadır. VERGİ konusunda ise hiç şüpheniz olmasın onlardan iyisi yoktur.

AİLE muazzam bir strateji ile ABD içinde yol aldı. Radara takılmadan yürüdüler. Sonunda ABD'nin gözbebeği olan Apple, Microsoft, Google, Twitter gibi 15 önemli şirketin merkezini 'Çifte İrlanda' kodu altında İrlanda'ya taşımayı başardılar! Hiç kolay olmayan bir operasyondu bu! Şirketler uzun zamandır rahat ediyordu. Sistem tamamen onların çıkarına işliyordu!

 Formülün 'Çifte İrlanda' ayağı, İrlanda'daki 'Apple Operations' ve 'Apple Sales' şirketlerini kullanıyor. ABD'de bir ürün satan Apple patentlerini İrlanda'da tuttuğundan bu satış için İrlanda'daki şirketine telif hakkı ödüyor. Böylece kâr, ABD'deki yüzde 35'lik vergi yerine İrlanda'daki yüzde 12.5 civarındaki vergiye tabi oluyor.

İrlanda yasalarındaki bir 'açık' sayesinde, eğer bu ülkedeki 'yan şirket'in yöneticisi başka bir ülkede örneğin Karayipler'de yaşıyorsa, "kâr" İrlanda dışına kesintiye uğramadan gidebiliyor... Tabii bu işlem hayatta olunca ABD milyarlarca dolar kaybediyor...

 Ancak ABD'de 20 Ocak itibariyle Pentagon'un gücü Trump'la öne çıkmaya başlayınca, bu şirketler için zor süreç başladı.

Rothschild ailesi, paranın ABD'de olması için büyük bir anlaşmaya imza atmıştı. Eğer Hillary Clinton 20 Ocak'ta Beyaz Saray'a geçseydi, Apple, Microsoft, Google, Twitter gibi dev şirketlerin milyarlarca doları Nevada Reno'da saklanacaktı. Ancak Hillary kazanamadı. Beklenen olmadı.

Tüm desteğe rağmen Hillary gelmedi. Trump Pentagon'un gücüyle BEYAZ SARAY'a gelip yerleşti...

 Hillary gelse başka, Trump gelse başka senaryolar hayata geçecekti. Ki öyle oldu. Trump gelir gelmez Nevada Reno projesini bitirdi. Trump, Pentagon üzerinden dünyanın en büyük 100 şirketinin tamamını ABD'ye getirmek için adım attı... Rest çekti! Pentagon bunda sonuna kadar kararlıydı. Şu anda 100 büyük şirketten 70'inin merkezi yurt dışında. Bu dengeyi değiştirmek istiyorlar. Planlar bu yönde! Eğer bunu başarırlarsa, Rothschild ailesine en önemli darbeyi indirmiş olacaklar. Tabii şu anda bu şirketler, Trump ve yönetimini oyalamayı sürdürüyor.

 Atılan somut adım yok.

 Kazanılan bir zafer de yok!

 Bir ülke güçlü olmak istiyorsa, vergi sistemini düzenli şekilde işletmeyi başarmalı.

ABD'yi büyük güç yapan vergi sisteminin güçlü işleyişiydi.

 Ancak Rothschild ailesi, ABD'nin gücünü azaltmak için dev şirketlerin ödediği vergileri sıfırlama kararı aldı. ABD'yi içten çözmek için! Trump, vergi sistemini eskisi gibi güçlü bir hale getirmek için çabalasa da bunu başaramayacağını anladı. Dev şirketler ABD'ye gelmemekte ısrarlı.

İşte bu kriz üzerine PENTAGON, KATAR üzerinden geldi. Suudlar'ı ikna ederek düğmeye bastı. Pentagon BÜYÜK ŞİRKETLERDEN DOĞAN VERGİ KAYBINI

KÖRFEZ ülkeleriyle kapatmaya karar verdi. Katar veya operasyonun altındaki ülkelerin hepsi Amerika'nın tekrar güçlenmesini sağlayacak.

 ABD, hukuksuz bir şekilde bu ülkelerin rezervlerini ve nakit paralarını Rothschild ailesine bırakmayacak.

 Silah zoruyla gelip paralara çöktüler.

Şimdi bu operasyondan sonra herkes "Katar'da darbe olur mu?" sorusuna cevap arıyor...

 Bu sorunun cevabı elbette olabilir. Ancak yakın bir zaman içinde Katar yerine Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan veya Bahreyn'de darbe olduğu haberleriyle uyanabiliriz.

 BAE, Kuveyt, Suudi Arabistan, Bahreyn'de darbe olma ihtimali en az Katar'daki kadar yüksek.

 Özellikle Arabistan'da bir Amerikan darbesi sadece 45 dakikada başarıyla tamamlanır.

 BAE, Kuveyt ve Bahreyn'deki Amerikan askerlerinin sayısı, Arap Baharı'ndan sonra 4-5 katına çıktı. Körfez ülkeleri, DEAŞ korkusuyla Amerikan askerlerinin bölgeye ülkelerine gelmelerini istedi. DEAŞ'ın nasıl büyük bir proje olduğunu anlamak artık hiç de zor değil.

 DEAŞ adında bir örgüt kurarsınız, bölgedeki 30 ülkeyi kendinize bağlarsınız. ABD, terörü en iyi kullanan ülkedir. Çünkü modern silahlı terörün keşfi Pentagon'a aittir. DEAŞ, bölgenin yeni haritaları tamamlandıktan sonra 24 saat içinde ömrünü tamamlamış olacak. DEAŞ teröristleri de o ülkelerin resmi üniformalı, sakalları ve saçları Amerikan tarzı ile şekillendirilmiş (Özel güvenlik askeri) olarak görevlerine başlayacak.

 Pentagon ve Trump PARA YI silah zoruyla evine sokmak istiyor.

 Bütün şirketleri, bankaları kontrol etmek istiyorlar. Bu hiç kolay değil. Neredeyse imkansız! Ama Katar üzerinden ilk adımı attılar.

 Hem şirketlere hem şirketlere yol gösterenlere gözdağı vermek için.

 Rothschildler ve İngiltere uyarının ilk merkezi. Tabii Çin de! Biz ise Katar'la olan dostluğumuzdan dolayı işin merkezindeyiz...

APPLE, MICROSOFT, GENERAL ELECTRIC, CISCO, GOOGLE, ORACLE, JOHNSON&JOHNSON, PFİZER, AMGEN, COCA COLA, HEWLETTPACKARD, EBAY, WALL

MART gibi şirketler büyük oranda vergiden kaçırıyor!

 Trump da hem şirketlere hem bunların akıl hocasına savaş açmış durumda. Katar'da ilk meydan okumayı yaptı. Trump, Washington'da ilk konuşmasında "İktidarı oligarşiden, üç beş aileden alıp halka vereceğim" diyordu...

 Ankara kendi içlerindeki savaşa bir şey demezken KATAR konusunda çok kararlı ve tutarlı!

Devlet gücünü Katar'ın yanına koydu!

 Bu çok ama çok önemli bir hadisedir! En güçlü orduya sahip MÜSLÜMAN bir ülke olarak atılan muazzam bir adımdır.

Herkes buradaki mesajı almıştır! Türkiye oraya üs inşa ederken "Ne işimiz var orada?" diyenler vardı! Aynı şeyi SOMALİ için de duyduk...

İçeride kalıp tehlikeyi bekleme şansımız yok. Gidip dışarıda oyun kurmak durumundayız.

Yapılan da o!

 Herkes PARA için kendi çıkarı için gerekeni yaparken Türkiye'nin kapısını kapatıp evin içinde oturmasını kimse beklemesin.

 Oturmayacak da!

NOT: Körfez'de artık her an her şey olabilir. Ama bu bizim orada olacağımız gerçeğini değiştirmez...

 Londra'ya bakın! Seçim günü 7 merkezde bomba ihbarı yapıldı hayat durdu! Katar'a kim ambargo istediyse ihbarı da o yaptı! Kavgayı düşünün! Katar'a uygulanan ambargo herkesin dilinde.

 Manşetlerde Katar var. Türkiye'nin desteği ve tavrı var!

 Arap ülkelerinin bir anda birleşip ilişkileri dondurması var...

 Konu yazılandan, çizilenden çok daha derin. Gelin bugün de farklı bir pencere açalım. KATAR krizinin nasıl geldiğini, neden başlatıldığını ve kampların neye göre oluşturulduğunu anlatmaya bakalım... Bütün değerlendirmeleri yaparken PARAYI unutmamak şart. Gerçek sebep bu zaten! Ama PARA üzerinden gidilirken de herkesin rolü var.

İşte bunu açalım biraz isterseniz...

Bölgeden uzaklaşalım...

 Rothschild ailesi çok önemli uzmanlarla çalışır. Dünyanın en iyileri yanlarındadır. VERGİ konusunda ise hiç şüpheniz olmasın onlardan iyisi yoktur.

AİLE muazzam bir strateji ile ABD içinde yol aldı. Radara takılmadan yürüdüler. Sonunda ABD'nin gözbebeği olan Apple, Microsoft, Google, Twitter gibi 15 önemli şirketin merkezini 'Çifte İrlanda' kodu altında İrlanda'ya taşımayı başardılar! Hiç kolay olmayan bir operasyondu bu! Şirketler uzun zamandır rahat ediyordu. Sistem tamamen onların çıkarına işliyordu!

 Formülün 'Çifte İrlanda' ayağı, İrlanda'daki 'Apple Operations' ve 'Apple Sales' şirketlerini kullanıyor. ABD'de bir ürün satan Apple patentlerini İrlanda'da tuttuğundan bu satış için İrlanda'daki şirketine telif hakkı ödüyor. Böylece kâr, ABD'deki yüzde 35'lik vergi yerine İrlanda'daki yüzde 12.5 civarındaki vergiye tabi oluyor.

İrlanda yasalarındaki bir 'açık' sayesinde, eğer bu ülkedeki 'yan şirket'in yöneticisi başka bir ülkede örneğin Karayipler'de yaşıyorsa, "kâr" İrlanda dışına kesintiye uğramadan gidebiliyor... Tabii bu işlem hayatta olunca ABD milyarlarca dolar kaybediyor...

 Ancak ABD'de 20 Ocak itibariyle Pentagon'un gücü Trump'la öne çıkmaya başlayınca, bu şirketler için zor süreç başladı.

Rothschild ailesi, paranın ABD'de olması için büyük bir anlaşmaya imza atmıştı. Eğer Hillary Clinton 20 Ocak'ta Beyaz Saray'a geçseydi, Apple, Microsoft, Google, Twitter gibi dev şirketlerin milyarlarca doları Nevada Reno'da saklanacaktı. Ancak Hillary kazanamadı. Beklenen olmadı.

Tüm desteğe rağmen Hillary gelmedi. Trump Pentagon'un gücüyle BEYAZ SARAY'a gelip yerleşti...

 Hillary gelse başka, Trump gelse başka senaryolar hayata geçecekti. Ki öyle oldu. Trump gelir gelmez Nevada Reno projesini bitirdi. Trump, Pentagon üzerinden dünyanın en büyük 100 şirketinin tamamını ABD'ye getirmek için adım attı... Rest çekti! Pentagon bunda sonuna kadar kararlıydı. Şu anda 100 büyük şirketten 70'inin merkezi yurt dışında. Bu dengeyi değiştirmek istiyorlar. Planlar bu yönde! Eğer bunu başarırlarsa, Rothschild ailesine en önemli darbeyi indirmiş olacaklar. Tabii şu anda bu şirketler, Trump ve yönetimini oyalamayı sürdürüyor.

 Atılan somut adım yok.

 Kazanılan bir zafer de yok!

 Bir ülke güçlü olmak istiyorsa, vergi sistemini düzenli şekilde işletmeyi başarmalı.

ABD'yi büyük güç yapan vergi sisteminin güçlü işleyişiydi.

 Ancak Rothschild ailesi, ABD'nin gücünü azaltmak için dev şirketlerin ödediği vergileri sıfırlama kararı aldı. ABD'yi içten çözmek için! Trump, vergi sistemini eskisi gibi güçlü bir hale getirmek için çabalasa da bunu başaramayacağını anladı. Dev şirketler ABD'ye gelmemekte ısrarlı.

İşte bu kriz üzerine PENTAGON, KATAR üzerinden geldi. Suudlar'ı ikna ederek düğmeye bastı. Pentagon BÜYÜK ŞİRKETLERDEN DOĞAN VERGİ KAYBINI

KÖRFEZ ülkeleriyle kapatmaya karar verdi. Katar veya operasyonun altındaki ülkelerin hepsi Amerika'nın tekrar güçlenmesini sağlayacak.

 ABD, hukuksuz bir şekilde bu ülkelerin rezervlerini ve nakit paralarını Rothschild ailesine bırakmayacak.

 Silah zoruyla gelip paralara çöktüler.

Şimdi bu operasyondan sonra herkes "Katar'da darbe olur mu?" sorusuna cevap arıyor...

 Bu sorunun cevabı elbette olabilir. Ancak yakın bir zaman içinde Katar yerine Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan veya Bahreyn'de darbe olduğu haberleriyle uyanabiliriz.

 BAE, Kuveyt, Suudi Arabistan, Bahreyn'de darbe olma ihtimali en az Katar'daki kadar yüksek.

 Özellikle Arabistan'da bir Amerikan darbesi sadece 45 dakikada başarıyla tamamlanır.

 BAE, Kuveyt ve Bahreyn'deki Amerikan askerlerinin sayısı, Arap Baharı'ndan sonra 4-5 katına çıktı. Körfez ülkeleri, DEAŞ korkusuyla Amerikan askerlerinin bölgeye ülkelerine gelmelerini istedi. DEAŞ'ın nasıl büyük bir proje olduğunu anlamak artık hiç de zor değil.

 DEAŞ adında bir örgüt kurarsınız, bölgedeki 30 ülkeyi kendinize bağlarsınız. ABD, terörü en iyi kullanan ülkedir. Çünkü modern silahlı terörün keşfi Pentagon'a aittir. DEAŞ, bölgenin yeni haritaları tamamlandıktan sonra 24 saat içinde ömrünü tamamlamış olacak. DEAŞ teröristleri de o ülkelerin resmi üniformalı, sakalları ve saçları Amerikan tarzı ile şekillendirilmiş (Özel güvenlik askeri) olarak görevlerine başlayacak.

 Pentagon ve Trump PARA YI silah zoruyla evine sokmak istiyor.

 Bütün şirketleri, bankaları kontrol etmek istiyorlar. Bu hiç kolay değil. Neredeyse imkansız! Ama Katar üzerinden ilk adımı attılar.

 Hem şirketlere hem şirketlere yol gösterenlere gözdağı vermek için.

 Rothschildler ve İngiltere uyarının ilk merkezi. Tabii Çin de! Biz ise Katar'la olan dostluğumuzdan dolayı işin merkezindeyiz...

APPLE, MICROSOFT, GENERAL ELECTRIC, CISCO, GOOGLE, ORACLE, JOHNSON&JOHNSON, PFİZER, AMGEN, COCA COLA, HEWLETTPACKARD, EBAY, WALL

MART gibi şirketler büyük oranda vergiden kaçırıyor!

 Trump da hem şirketlere hem bunların akıl hocasına savaş açmış durumda. Katar'da ilk meydan okumayı yaptı. Trump, Washington'da ilk konuşmasında "İktidarı oligarşiden, üç beş aileden alıp halka vereceğim" diyordu...

 Ankara kendi içlerindeki savaşa bir şey demezken KATAR konusunda çok kararlı ve tutarlı!

Devlet gücünü Katar'ın yanına koydu!

 Bu çok ama çok önemli bir hadisedir! En güçlü orduya sahip MÜSLÜMAN bir ülke olarak atılan muazzam bir adımdır.

Herkes buradaki mesajı almıştır! Türkiye oraya üs inşa ederken "Ne işimiz var orada?" diyenler vardı! Aynı şeyi SOMALİ için de duyduk...

İçeride kalıp tehlikeyi bekleme şansımız yok. Gidip dışarıda oyun kurmak durumundayız.

Yapılan da o!

 Herkes PARA için kendi çıkarı için gerekeni yaparken Türkiye'nin kapısını kapatıp evin içinde oturmasını kimse beklemesin.

 Oturmayacak da!

NOT: Körfez'de artık her an her şey olabilir. Ama bu bizim orada olacağımız gerçeğini değiştirmez...

 Londra'ya bakın! Seçim günü 7 merkezde bomba ihbarı yapıldı hayat durdu! Katar'a kim ambargo istediyse ihbarı da o yaptı! Kavgayı düşünün!

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...