Medya Yazarları

bekir hazar

Onlar "Yeni Dünya Düzeni" diyor... Türkiye ise "Yeni Dünya Düzenbazları" diyerek çomak sokuyor, yeryüzünü uyandırıyor.

 

DÜNYADAKİ soygun düzeninde çetenin başı Batı'dır. 200 yılı aşkın süredir diğer ülkeleri her türlü operasyon, fitne ve kan akıtma yöntemleri ile soyarak kendi halklarına refah sağlamanın yolunu seçmişlerdir.
Hırsızdırlar... Kan emicidirler...Irak'ı işgal ederler 100 dolarlık petrolün 99 dolarını savaş tazminatı olarak götürüp sadece 1 dolarını Bağdat'a bırakacak kadar açgözlüdürler.

Geçtiğimiz günlerde bir Kırgız siyasetçi ile sohbet ettik... Sadece kendi ülkelerinde tespit edilmiş tam 6 bin CIA ajanı olduğunu söyledi.

ABD'nin ekonomik savaş ilan ettiği Çin'in dibindeki küçücük bir ülkeye yapılan ajan yığılmasına bakar mısınız? FETÖ'nün de geçmişte CIA yönlendirmesi ile neden bu ülkeye yığınak yaptığını şimdi daha iyi anlıyoruz. Hem Çin'e karşı bir üs kuruyorlar hem de bu ülkeyi soyuyorlar.
Bir misal verelim... Kırgızistan altın madenleri ile ünlü bir ülke...
Kanadalılar girdi bu ülkeye... Tam 450 ton altını çıkarıp götürdüler...
Buna karşılık Kırgızistan'a bıraktıkları altın sadece 1.5 ton... Soygun işte böyle oluyor. Ancak son dönemde Kırgızistan'da işler değişti... FETÖ'ye hizmet edip kapıları sonuna kadar açan siyasiler ve ülkenin önde gelenleri şimdi ya cezaevinde ya da kayıp...
Türkiye'nin mücadelesi oralara kadar uzandı ve semeresini görmeye başladık. Yani işin özü Ankara sadece Suriye'de mücadele etmiyor... ABD'ye karşı bağımsızlık savaşı yaşamıyor.
Dünyanın her yerinde ter döküyor...
Bu çalışmaların dönüşü önümüzdeki yıllarda fazlasıyla hissedilecek. Son yıllarda dünya arenasında soygun düzenine karşı mücadele eden ülkelerin en başında Türkiye geliyor. Dolara karşı uluslararası arenada yerel para kullanımından tutun, Dünyanın beşten büyük olduğunun haykırılmasına kadar her haklı seste Türkiye var. O yüzden dünyada soygun düzenini kuranların ekonomik saldırısı da dahil her türlü operasyonuna maruz kalıyoruz.
Ancak ondan daha fazla da desteğin çığ gibi büyüdüğüne tanık oluyoruz.
Avrupa ülkeleri, Amerika'nın İran'a yaptırım kararına karşı Türkiye ile ortak edeceklerini boşuna haykırmıyor.
Dünyada yeni dengeler kurulurken Türkiye bunda öncü oluyor, ortak hareket için Ankara'nın kapısını çalanlar hızla artıyor. Birileri bunu görüyor ve deliye dönüyor.
Soygun düzenini korumak için Suriye'de Türkiye'nin kontrolündeki İdlib'e terörist kaydırıp fitne çıkarıyor.
Ardından bölgeyi karıştırmak, Türkiye'yi 4 milyon mülteci ile cezalandırmak için savaş tamtamları çaldırıyor. Her kavga ve kriz paraya tapanların gücü aşkına çıkarılıyor.
Örneğin önceki gün bir işadamı ile sohbet ettik. Afrika'da öyle bir düzen kurulduğunu anlattı ki şaşkına döndüm.
Nitekim bu kıtaya yatırım yapacakların kapısını hemen CIA elemanları çalıyor.
"Eğer Boko Haram terör örgütünün yatırımlarınıza saldırmasını istemiyorsanız bizimle ve Amerikan şirketleri ile koordineli gidin" diye uyarıyor.
"Boko Haram örgütünün saldırılarını bir tek biz durdurabiliriz. Bizle bağlantınız olursa saldıramazlar." diyorlar. Yani bir tek "Bu terör örgütü bize ait" demedikleri kalıyor. Karşımızda aç insanların önündeki kuru ekmeği bile çalarken bu uğurda her türlü alçaklığı yapabilecek vicdansız ve aşağılık bir Batı var. Rusya devletinden "ABD yardım kuruluşu adı altındaki CIA bağlantılı örgütlerle İdlib'de kimyasal saldırı yapacak.
Ardından vay kimyasal kulanıldı diyerek bölgeyi vuracak" diye boşuna feryat gelmiyor. Adamlar alçakça oyunlarla geliyor. Türkiye bu sahtekarlarla mücadele ediyor, oyunlarını görüyor, düzenbazlıklarını biliyor. Onlar "Yeni Dünya Düzeni" diyor... Türkiye ise "Yeni Dünya Düzenbazları" diyerek çomak sokuyor, yeryüzünü uyandırıyor.
Durmak yok... Biz mücadeleci ve savaşçı bir Milletiz... Genlerimiz böyle...
Onların sorunu...

Bekir HAZAR

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...