Memleketimizden Haberler

HASTA-MAHKuMLAR-ADALET-BEKLIYOR 1494133804ETÖ-FETÖ yargısı tarafından kumpaslarla gözaltına alınarak işkencelere maruz kaldıktan sonra tutuklanan ve yıllardır cezaevlerindeki zor şartlar altında hastalıklarla boğuşan mahkûmlar, adalet bekliyor. Kamuoyu da kendi ihtiyaçlarını dahi gideremeyen bu hasta ve yaşlı mahkûmlar için bir an önce adım atılmasını bekliyor.

 

 

ENES DURMAZ- DOĞRUHABER

ETÖ-FETÖ yargısının kurduğu kumpaslarla mağdur ettiği ve on yıllarca cezaya çaptırılan mahkûmlar gördükleri işkenceler sonrası ağır hastalıklara yakalandı. İşkencelerin etkileri yıllar sonra kendini göstermeye başlayınca birçok mahkûm tedavisi dahi mümkün olmayan hastalıklara yakalanarak hayatlarını kaybederken birçok mahkûm da ağır hastalıkların pençesinde cezaevinin zorlu mücadelesiyle baş başa bırakıldı. Seyit Ali Demiryol, Ahmet Şahin, Cahit Durmaz, Hüseyin Akbalık ve daha nice Müslüman mahkûm, gördükleri işkencelerin etkisiyle yakalandıkları hastalıklar sonrası hayatını kaybetti. Yasin Demir, Nuri Arslan, Ahmet Arslan, Mehmet Emin Alpsoy, Şeyhmus Alpsoy, Ahmet Turan Kılıç ve daha niceleri de onlarca yıldır hastalıklarına rağmen cezaevinde tutuluyor. Kamuoyu hasta mahkûmlara yaşatılan bu zulmün bir an önce son bulmasını ve adaletin sağlanmasını istiyor. 
 
HASTA MAHKÛMLAR İÇİN HERKES ADALET BEKLİYOR
YASİN DEMİR
28 Şubat sürecinden sonra İslami faaliyetleri dolayısıyla tutuklanıp, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve yaklaşık 16 yıldır cezaevinde bulunan Yasin Demir, cezaevinde Hepatit B ve Delta Süper Enfeksiyonu hastalıklarına yakalandı ve rahatsızlıkları kronikleşti. Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tek kişilik odada tutulan Demir, hastalığı raporlandırılmış olmasına rağmen, Adli Tıp Kurumu ve Ankara Numune Hastanesi'nden ‘tedavi edilebilir' raporu almış ve cezaevinde kalmaya mahkûm edilmiştir. Günden güne rahatsızlığı şiddetlenen Demir, zor günler geçirmektedir. Son olarak CHP heyetinin hasta mahkûmlar üzerinde yaptığı araştırmalar neticesinde tahliye edilmesi gereken isimler arasında yer almış, buna rağmen girişimler sonuç vermemiştir. 6411 sayılı kanun değişikliği ile tahliye edilmesi gereken Demir, kendisine tahliye kapısını açacak raporu Adli Tıp Kurumu'ndan alınamamaktadır. Adli Tıp Kurumu'nun ihmalleri daha önce de birçok mahkûm üzerinde görülmüş, ancak ağır koma halleri ve ölümler neticesinde hasta mahkûmlarla kamuoyu tanışabilmiştir. 
 
NURİ ARSLAN
FETÖ'nün kumpasları sonucu 2000 yılında gözaltında alınıp aylarca işkence gören Nuri Arslan hastalıklarına rağmen yıllardır cezaevinde. Gaziantep'te yaklaşık 17 yıl önce gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Kocaeli Kandıra F tipi Kapalı cezaevine konulan Nuri Arslan, yaşadığı kalp rahatsızlığı nedeniyle şu ana kadar 4 defa ameliyat oldu. Ailesi, oğullarının sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde kalmayacağını, bir an önce salıverilmesi gerektiğini söyledi. Oğlunun cezaevi şartlarında yeteri düzeyde tedavi imkânı bulamadığını ve her geçen gün durumunun kötüleştiğini belirten baba Murat Arslan, “Benim oğlum şu ana kadar tam 4 defa kalp ameliyatı oldu. 2-3 defa anjiyo oldu. Buna rağmen halen oğlum cezaevindedir." dedi.
 
MEHMET EMİN ALPSOY
İslami kimliğinden dolayı yaklaşık 18 yıldır cezaevinde bulunan Mehmet Emin Alpsoy, yakalandığı hastalığa zamanında müdahale edilmediği için zor günler geçiriyor.72 yaşında ve tek başına kendi ihtiyaçlarını gideremeyecek kadar da hasta olan Alpsoy, bel fıtığı ve ayağındaki problemden dolayı da ayağa kalkmada ve yürümede zorluk çekiyor. İlerleyen yaşı nedeniyle yaşadığı hastalıkların etkisinin daha da arttığını söyleyen Alpsoy ailesi, "Kemik erimesi, bel fıtığı ve yaşlılıktan dolayı ihtiyaçlarını karşılayamama bizleri de çok sıkıntıya düşürüyor. Daha önce çocuğu Şeyhmus Alpsoy onun ihtiyaçlarını karşılıyordu. Şimdi onun da ağır hastalığa yakalanması her ikisini de çok kötü etkiledi. Bunca sıkıntıyı yetkililer nasıl görmezler anlamıyoruz." şeklinde konuştu.
 
ŞEYHMUS ALPSOY
Yaklaşık 18 yıldır cezaevinde bulunan Şeyhmus Alpsoy, cezaevinde yakalandığı hastalığa zamanında müdahale edilmemesi nedeniyle zor günler geçiriyor.28 Şubat mağduru olan eşinin yaklaşık 18 yıldır cezaevinde olduğunu belirten Suat Alpsoy, eşi Şeyhmus Alpsoy'un cezaevinde tutulmasının tek sebebinin İslami kimliğinden kaynaklandığını söyledi. Alpsoy'un hastalığının epeyce ilerlediği ve bir hastanede eşinin de refakatinde tedavisinin sürdüğü ancak cezaevi şartlarında tedavinin çok zor olduğu ifade edildi.
 
AHMET TURAN KILIÇ
Ahmet Turan Kılıç'ın oğluNecdet Kılıç babasının 84 yaşında olduğunu ve 25 senedir suçsuz yere bir iftirayla cezaevinde yattığını dile getirerek, “Babam suçsuz yere ve bir iftira üzere yatıyor. O dönemlerde bir komiserin kumpasıyla içeri girmişti. Babamın olaylarla alakasının olmadığına dair 10-15 tane şahidi varken, onu suçlu ilan ettiler ve babam, düzeni yıkmak suçlamasından idamlık mahkûm oldu. Yani adamın hiçbir ilgisi olmadığı halde bir komiserle yaşadığı hadise yüzünden idamlık mahkûm oldu.” şeklinde konuştu. Oğul Kılıç, “Babam kalp hastası, tansiyon rahatsızlığı var ve ayrıca işitme problemi var. Oradaki insanlarla doğru düzgün iletişim kuramıyor. Hatta bazen görüşe bile çıkamıyor. Onun haricinde Almanya'da kaza geçirmişti. Ayağında hiçbir iz kalmadığı halde ateşlenip yatağa düşüyor. Düştüğünde de en az bir ay boyunca kendine gelemiyor. Prostat rahatsızlığı var. Ancak herhalde kanser gibi ölümcül bir hastalık kapmadan dışarı çıkarmayacaklar. Bunun ölümcülü kalmamış. Zaten 75 yaşından sonra bir mahkûm, ihtiyarlıktan dışarı çıkarılır ve cezasını evinde çekmesi sağlanır. Cumhurbaşkanından bir an önce babam ve onun gibi olan yaşlı mahkûmlar için ceza ertelemesi talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
 
AHMET ARSLAN
İslami kimliğinden ötürü 2001'de evine düzenlenen bir baskınla gözaltına alınıp günlerce işkenceden sonra cezaevine atılan ve yıllardır cezaevinde bulunan Ahmet Arslan'ın oğlu Gıyasettin Arslan da, “Babam gözaltında çektiği işkencelerden sonra vücudunda çeşitli hastalıklar oluştu. Sağlık raporlarına göre, kendisinde şeker ve tansiyon hastalığının yanı sıra 4 ayrı kalp damarında da yüzde 100 tıkanma bulunuyor. Diğer damarlarında ise yüzde 50, yüzde 60 daralma olmasının yanında 6 defa ameliyat geçirmiş, 2 ameliyatında da damar patlaması yaşanmış. Babam her gün 18 ayrı ilaç kullanıyor ve doktorlarının ifadesine göre her an kalp krizi geçirebilir.
 
Ben ve ailem çok iyi biliyoruz ki babamızın anjiyoya ihtiyacı var. Ama şu an sadece kan sulandırıcı ilaç kullanmaktadır. Son zamanlarda babam için yapılan tahlillerde babamın midesinde lekelenmeler tespit edildi. Ve ilaçlarına bir yenisi daha eklendi. Sadece babam için değil bütün hasta mahkûmlar için Sağlık Bakanlığı'ndan şunu istiyoruz: Tarafsız vicdanlı bir heyet kurulsun, bütün hasta mahkûmların sağlığı araştırılsın, kendi ihtiyaçlarını göremeyenler için, evlerinde cezalarını tamamlama imkânı getirilsin” ifadelerini kullandı.

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...