Memleketimizden Haberler

baskan-erdoganBaşkan Erdoğan: ''Muhabbetten Muhammed oldu hasıl/Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl. Bizim görevimiz, O'nun yolundan gitmek, sürekli O'nu tekrarlamak.''

 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu Fuayesi'nde Uluslararası Hilye-i Şerif Yarışması Ödül Töreni ve Uluslararası Hüsn-i Hat ve Hilye-i Şerif Sempozyumu'nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, yarışmanın, sempozyumun ve serginin hayırlara vesile olmasını diledi.

Yarışmada dereceye giren hattatları tebrik eden Erdoğan, eserleri tek tek gezip görme imkanı bulduğunu ve iftihar ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sempozyuma tebliğ ve değerlendirmeleriyle katkı verecek hocalara, sanatçılara da teşekkür ederek, etkinliğin düzenlenmesinde ön ayak olan Mehmet Çebi'yi kutladı.
Peygamberin güzel cismini, ahlakını ve davranışlarını anlatan hilyelerin bu medeniyet coğrafyasının en nadide eserleri olduğunu dile getiren Erdoğan, "Kur'an-ı Kerim'de pek çok yerde Rabbimizin övgüsüne mazhar olan Peygamber Efendimize olan muhabbetimizi, sevgimizi, aşkımızı hilyeler aracılığıyla ifade ediyoruz. Ashabının bile görmeye, konuşmaya, birlikte olmaya doyamadığı Peygamber Efendimize olan özlemimizi en güzel hilyeler anlatıyor" diye konuştu.
İlk hilyeyi yazan Hz Ali'den bugüne "Nebiler Nebisi"ne olan hasreti ortaya koyan pek çok sanat ve gönül sultanı olduğunu belirten Erdoğan, hilyelerin sadece yazılmakla kalmadığını, asırlar boyunca tekrar ve tekrar şiirlere, hatlara ve nakışlara döküldüğünü anlattı.
Onlardan alınan ilhamla ciltler dolusu eserler oluşturulduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Gül remzi ile ifade edilen bu aşk, bu sevda inşallah kıyamete kadar hiç sönmeyecek. Müslümanların hem kendi aralarındaki çatışmalarda hem de dış güçlerin saldırılarıyla zulme uğradığı, kayıplar verdiği, acı çektiği bir dönemde Peygamber Efendimize olan özlemimiz çok daha da anlam kazanıyor. Müslümanlar olarak maruz kaldığımız tüm sıkıntıların ona ve tebliğcisi olduğu dine yeterince sahip çıkamamış olmamamızdan kaynaklandığını çok iyi biliyoruz. Müslümanlar olarak yaşadığımız zilletten kurtuluşumuz, dinimiz İslam'la aramızdaki rabıtayı güçlendirmemizden geçiyor. Bu süreç, Peygamber Efendimizin bize bıraktığı miras, sahip çıkabildiğimiz hayatını ve mesajlarını anlayıp yaşayabildiğimiz ölçüde hızlanacaktır. Sadece Peygamber Efendimizin Veda Hutbesi'ndeki tavsiyelerini hakkıyla yerine getirmek dahi Müslümanları kurtuluşa götürmeye yeter. O'nun emanetlerine sahip çıkmak için önce gönlümüzü her şeyiyle ona açmalıyız. Hilyeler bize işte bu fırsatı veriyor. O'nun cemalini ve amelini vücudumuzun ve ruhumuzun her zerresine nakşettikçe dinimize olan muhabbetimizin de artacağına inanıyorum."
"Muhabbetten Muhammed oldu hasıl/Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl" diyen Erdoğan, bu ifadenin güzel olduğunu, Allah'ın "Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım" dediği bir Peygamber için fanilerin söylediği, anlattığı, çizdiği şeylerin eksik kalacağını ifade etti.
Erdoğan, "Şayet o olmasaydı, ne dünya ne biz olacaktık. Bu bakımdan bu hassasiyet çok önemli. Öyleyse O'nun yolunda attığımız her adım bizim için şereflerin en büyüğüdür, en yücesidir" dedi.
"BİZİM GÖREVİMİZ, O'NUN YOLUNDAN GİTMEK"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek'in "Sen, mukaddes hedef, haktan gelen aşkın hedefi/Sen, en ileri rütbe, Allah'ın sevgilisi olmak mertebesi/Sen, en güzel insan, güzeller güzeli, insanoğlunun en güzeli/Güzelliğinin büyüsüne mıhlanmak, sonra hummalılar gibi hep O'nu sayıklamak dururken, mukaddes mevzuna bazı davalarımı ve öfkelerimi kattığım için beni hoşgör" ifadelerine yer vererek, şunları söyledi:
"Üstat bu yakarışını, altta da 'Ben bir şairim' diye bitiriyor. Şairlerin nazlanması vardır ya... Bize de maruzatımızı -ben demeyeyim bize yakışmaz- 'Biz bir insanız' diye bitirmek düşüyor. Bizim görevimiz, O'nun yolundan gitmek, sürekli, sürekli O'nu tekrarlamak. Yine üstadın ifadesiyle hangi manasıyla olursa olsun Peygamber Efendimizi tekrarlamak, aldığımız nefesleri tekrarlamaktan bin kat daha azizdir. Sanat yoluyla, hilyeler ve hatlar vasıtasıyla O'nu tekrarlamak ise hiç şüphesiz bu tekrarların en zarifidir, en şıkıdır. Peygamber Efendimize olan sevgiyi, muhabbeti en güzel, en veciz, en ince şekilde ifade eden sanatçıların huzurunda böyle bir teşebbüste elbette bulunmayacağım ama gerçekten sanatçılarımızı özellikle tebrik ediyorum. Peygamberimizi anlatanların ifadelerini, sanatın tüm imkanlarını kullanarak bize ve tüm insanlığa aktaranların gayretlerini takip etmenin mutluluğu bize yeter."
Bu tür etkinlikler vesilesiyle tüm dallarıyla sanatın ruhu okşayan, kalbi sükunete erdiren ve coşturan etkisinin en hayırlı, en güzel tezahürlerine şahitlik etmekten memnun olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ecdadımızın hat ve hilye gibi dallarda gösterdiği özel gayret, Peygamber Efendimize olan sevgimizin derinliğinden ve samimiyetinden kaynaklanıyor. İslam'ı, sadece lafzıyla değil, ruhuyla anlamanın ancak Peygamber Efendimize gönül bağıyla bağlanmaktan geçtiğini keşfeden ecdadımızdan Allah razı olsun diyoruz. Kur'an-ı Kerim'i en güzel şekilde yazıp çoğaltarak, insanların hem akıllarına hem kalplerine hitap eden bir geleneğin mirasçısı olmak bize çok önemli sorumluluklar yüklüyor. Bu sanat dallarını ihya etmek ve geliştirmek mecburiyetindeyiz" diye konuştu.
"BU SANAT DALLARI ADETA YENİDEN KEŞFEDİLİYOR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda Türkiye'de hat, hilye, tezhip gibi hepsi aynı amaca hizmet eden sanatlara olan ilginin artmasından memnuniyet duyduğunu ifade ederek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başlatılan İSMEK'le işin amatör kısmının hayata geçirildiğini, daha sonra ilerleyerek Mehmet Çebi sayesinde işin pik yaptığını belirtti.
Erdoğan, "Ama şimdi tabii Mehmet Çebi'leri artırmamız lazım. Böyle bir rekabete 'Hayır' demezsin herhalde. Ülkemizin her köşesinde belediyelerimizden halk eğitim merkezlerimize, sivil toplum kuruluşlarımızdan ekol sahibi üstatlarımıza kadar pek çok kanal vasıtasıyla bu sanat dalları adeta yeniden keşfediliyor. Kemmiyetteki artışla birlikte keyfiyette de bir yükseliş görüyoruz. Esasen kabiliyetler de böyle ortaya çıkar. Marifet iltifata tabi. Bin kişi hedefe yürür, menzile belki tek bir kişi varır ama o da asırlara sari etkiler bırakır. Rabbim bu yolda yürüyen herkesin yardımcısı olsun. Rabbim bu işi kendisine dert, misyon edinmiş, tüm mesaisini ve imkanlarını bu uğurda seferber etmiş kardeşlerimizin gönüllerini, ufuklarını açsın" diye konuştu.

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...