Memleketimizden Haberler

ziya selcukEğer biz eğitim sistemini OECD'nin söylediği gibi sadece akıl yürütüp eleştirel düşünmek gibi birkaç konu üzerinde tahmin etme becerisi yürütüp, bir ülkenin eğitim başarısını ölçersek çok sağlıklı bir ölçme yapmış olmayız. Bizim daha bütünsel bir değerlendirmeye ihtiyacımız var.

 

 

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün Adapazarı'ndaki bir otelde düzenlediği 'Ortak Akıl Arama Konferansı'na katıldı. Burada konuşan Bakan Selçuk, 'parlayan nesne sendromu' yaşandığını ve çocukların sosyal medyada oyalandığını belirterek, "Çok fazla popüler eğitim akımları var.

Geçenlerde kullandığım bir kavram vardı; 'parlayan nesne sendromu'. Günümüzde o kadar çok parlayan şey var ki sürekli bir şeyi parlatıyorlar, oraya bakıyorlar, buraya bakıyorlar. Çocukları sosyal medyada oyalıyorlar. Reklamlar hep aynı şeyi yapıyor ve ne parlatılıyorsa bizim dikkatimiz oraya yönleniyor. Bizim aslında biraz gözümüzü kapatmak, içimize dönmek ve içeriden dışarı bir harekete yönelmek, aşağıdan yukarı doğru harekete yönelmekle; gizem felsefesinde bir şey vardır, der ki, doğan her şeyin hareketi yukarıdan aşağıya doğru olur. Biz eğer bir akıl yürüteceksek aşağıdan yukarı doğru büyütmemiz gerekiyor. Bunları bir ön koşul olarak almamız lazım" dedi.

TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ AÇMAK İÇİN...

Bakan Selçuk, Türkiye'nin dünyada eğitim konusunda önünü açmak için uğraşacaklarını kaydederek şunları söyledi:

"Tekillik çağı; dijital, fiziksel ve biyolojik olanın, üçünün aynı bedende buluşacağı çağdan söz ediliyor. Bu çağ bizim için elbette tedirgin edici. Bu elbette müjdeler de taşıyor içinde. Eğer biz eğitim sistemini OECD'nin söylediği gibi sadece akıl yürütüp eleştirel düşünmek gibi birkaç konu üzerinde tahmin etme becerisi yürütüp, bir ülkenin eğitim başarısını ölçersek çok sağlıklı bir ölçme yapmış olmayız. Bizim daha bütünsel bir değerlendirmeye ihtiyacımız var.

Bizim bir gelecek tasavvurumuz olmak zorunda. Bunu beslemek için ne lazımsa bir fedakârlık yapmamız lazım. Böyle gelmiş böyle gider şeklinde bir bakış açısıyla Türkiye'nin geç kaldığı bir nokta yaşarız. Bizim Türkiye'nin eğitim sistemini yönetmek, Sakarya'nın eğitim sistemini yönetmek gibi bir problemimiz olmaz; bizim asıl derdimiz küresel rekabet etmek ve Türkiye'nin dünyada önünü açmak. Bir iddia sahibi olan Türkiye'ye dönüşmektir."

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...