Aczmendî Nedir? Ne Demektir?

ustad1Risale-i Nur (Aczmendî) hareketi, alem-i İslam'da zuhur ederek, nifak perdesi altında şeriat-ı İslamiyenin tahribine çalışan ve onu tahrib edip cemiyet hayatının en ücra köşesinden dahi söküp atmaya muvaffak olan süfyan komitesinin rejim-i bid'akârânesini yıkıp yerine ahkâm-ı İlahiyeyi kuracak olan harekettir. Risale-i Nur'un bir inkişaf-ı fevkaladesi olan Aczmendî ise, Risale-i Nur'un hayat-ı içtimaî ve siyasiyeye bakan ikinci hizmet devresinde kullandığı diğer bir ismidir. Risale-i Nur Külliyatı ise bu hareketin programı ve düsturlar mecmuasıdır.

 

     "Der tarîk-ı Aczmendî lazım âmed çâr çîz: Fakr-ı mutlak, acz-i mutlak, şükr-ü mutlak, şevk-i mutlak ey azîz !" (4.Mektub) ifadeleri ile hülasa edilen tarîk-ı Aczmendî, bu emr-i Üstadânelerinin delaleti ile, bizzat Hz.Üstad (r.a) tarafından tesmiye edilmiş ve Risale-i Nur hareketinin bir tarikat olduğu emredilmiştir. Yani, "ACZMENDÎ" Risale-i Nur eserlerinin ve hareketinin diğer bir ismidir. Lûgât manası itibarıyla "acizlik", "kulun Allah'a karşı aczini idrak etmesi" olarak tarif edilse de, hem ıstılahî bir kelime hem de özel bir isim olarak Risale-i Nur'daki bütün mânâ ve düsturları bünyesinde ve manasında ihtiva etmektedir. Kısaca şöyle söylenebilir ki: Seriüsseyr olan bu zamanın evladına bir ikram-ı İlahî olarak ihsan edilen ve seyr ü sülûkünü dört hatvede tamamlayan, acz-fakr-şefkat-tefekkür olarak da isimlendirilen gayet kısa ve selametli bir tarîkdır.

     Bu tarife ilaveten deriz ki:

     "Ümmetin beklediği ahirzamanda gelecek zatın üç vazifesinden en mühimi, en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikiyi neşr ve ehl-i imanı dalaletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemamiha Risale-i Nur'da görmüşler. İmam Ali (r.a.) ve Gavs-ı Azam (k.s) ve Osman-ı Halidî (k.s) gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zatın makamını Risale-i Nur'un şahs-ı manevisinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bazan da o şahs-ı manevîyi bir hadimine vermişler, o hadime mültefitane bakmışlar. Bu hakikattan anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, Risale-i Nur'u bir programı olarak neşr ve tatbik edecek. O Zat'ın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektir... O Zat'ın üçüncü vazifesi, hilafet-i İslamiyeyi, ittihad-ı İslam'a bina ederek, İsevî ruhanileriyle ittifak edip din-i İslam'a hizmet etmektir...(Sikke-i Tasdik-i Gaybî)

    Bu ifadelerden hareketle;

    Risale-i Nur (Aczmendîlik) hareketi, alem-i İslam'da zuhur ederek, nifak perdesi altında şeriat-ı İslamiyenin tahribine çalışan ve onu tahrib edip cemiyet hayatının en ücra köşesinden dahi söküp atmaya muvaffak olan süfyan komitesinin rejim-i bid'akârânesini yıkıp yerine ahkâm-ı İlahiyeyi kuracak olan harekettir. Risale-i Nur'un bir inkişaf-ı fevkaladesi olan Aczmendî ise, Risale-i Nur'un hayat-ı içtimaî ve siyasiyeye bakan ikinci hizmet devresinde kullandığı diğer bir ismidir. Risale-i Nur Külliyatı ise bu hareketin programı ve düsturlar mecmuasıdır.

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...