Ümmübetül

ummubetulDinsiz fikir akımını sergileyen bu dönemin liderleri faaliyette CHP hareketinden oldukça geride. Yani şunu söyleyebiliriz fikir akımı olarak bu gayr-i müslim liderlerin isimleri akla gelir, fakat faaliyette CHP’nin eline su dökemiyorlar.

 

 

Ümmübetül / HaberCedid.com

Yalan dolan üzerine kurulmuş bir tarihin zorla yaptırımlarıyla ve fikir yapısıyla büyüdük. Uyutulduk demek daha doğru aslında. Yakın tarihimizden bahsediyorum.

 Cumhuriyet Halk Fırkasının adeta tüyler ürperten ve bir o kadar da ağlatan fıkrası. Meseleyi   Abdulhamit Han’ın entrikalarla tahttan indirilmesinden başlatabiliriz. Diktatör kafaların CHP olarak sahneye gelişleri  ve kurumsallaşması aslında 1923’de fakat ele geçirme faslı 1909'da diyebiliriz. İsmine hiç de aldanmamak lazım lakin Halk ile sürekli bir sürtüşme ve anlaşmazlık yaşayan elitler partisinden söz ediyorum. Bir düzen düşünün ki tek parti sistemiyle bütün akla hayale sığmaz hamleler yapılsın. Yasaklar, asmaklar kesmekler…Dönemin yasaklarını saymakla bitiremeyiz. Fakat ben, nedense hiçbir  iyi niyet hissedemediğim  ve genel resme baktığımda apaçık bir din düşmanlığı  fikrini bende oluşturan hareketten, yani  camilerimize yapılan suikastlerle başlayayım. Şunu söylemeden geçemeyeceğim ki artık hakiki tarihe ulaşabilmek bu kadar basitken hala insanların aydın havasına bürünerek putperestliklerine devam etmesini anlayamıyorum.Yani ya gözleri kör, kulakları sağır, cahil bi-haberler ya da hainler.Neden mi böyle söyledim ?Şöyle ki:
1927-1972 yılları arasında 2815 camiyi camilikten çıkarmışlar. 20’li, 30’lu, 40’lı yıllarda Rum Yahudi zengin tüccarları kelepir çok ucuz fiyatlara bazı camileri satın alıyorlar. Büyük kısmı yıkılıyor, arsası değerlendiriliyor, hatta devlet el koyduğu bazı camileri tekel bayisi olarak kullanıyor. Calib-i dikkat vicdan sızlatan içler acısı bir katlediştir ki Kadir Mısıroğlu’nun ifadesi Sebilürreşad koleksiyonunda belgesi var dediği Çanakkale'deki bir caminin genelev olması. Sirkeci Vezir Camii, Özal zamanına kadar içkili gazino olarak kullanılıyor “Anadolu Saz” adı altında. Yani yaklaşık 50-60 sene bu şekilde kullanılıyor. Divriği Cedid Mustafa Paşa Camii, Divriği Cezaevi'ne dönüştürülüyor.Şimdilerde cami olarak kullanılıyor lakin bu caminin vehameti  şu; cezaevinin tuvalet ihtiyacı caminin mihrabına yerleştirilen bir düzenekle sağlanıyor. Muş'da Murat Paşa Camii, temeli sağlam taşlarla örüldüğünden dinamitlerle patlatılarak yıkılırken halk göz yaşlarıyla seyrediyor hadiseyi. Ve enkazdan çıkarılan taşları o sırada inşa edilmekte olan Kültür Mahallesi adındaki memur evlerinin inşasında kanalizasyonda kullanılıyor. Afyon Paşa Camii yıkılıyor yerine çırıl çıplak bir adam heykeli yapılıyor Zafer Anıtı. Muğla’da 4 mescit, 6 cami kapatılıyor. Depo haline getiriliyor. Umumi tuvalet haline getirilenler bile var. Döneminde belki Hitler’in, Stalinler’in dahi dudağını uçuklatacak tarzda din düşmanlığı hareketi ni sergileyen icraatların baş mimarı CHP, Ankara’da Yenimahalle inşa edilirken göğüslerini gererek söyledikleri iftihar sözcükleri şunlar,” dünyada ilk defa mabedsiz şehir yaptık”. Nazi Almanyası’nda bile komple mabetsiz hale getirilen şehir olmadığı bilinir. Mesela Moskova’da numunelik halka açık faal cami, kilise, Sinegog bırakmışlar. Nedense  dinsizlik denince akla Stalin bir derece de Hitler akla gelirdi ama  nihayetinde görüyoruz ki dinsiz fikir akımını sergileyen bu dönemin liderleri faaliyette CHP hareketinden oldukça geride. Yani şunu söyleyebiliriz fikir akımı olarak bu gayr-i müslim liderlerin isimleri akla gelir, fakat faaliyette CHP’nin eline su dökemiyorlar.
Tam yirmi küsür sene camisiz zulüm ve zulümlerden tek bir örnekti bu saydıklarımız. Öyle zannediyorum Anadolu’nun dört bir yanını işgal eden ecnebiler bu kadarını yapmaya cesaret edemezlerdi. Ülkeyi ne kurtarış ama. Bu dikta hareketin yasakları saymakla bitmez. Devamı diğer yazımızda inşaallah.

 

Tohum Çatlatan Mektublar

efendi cerceveli

Fenâ-fi'l-İhvan Mektubu

Ben umum nur talebelerinde fani olmuşum lafı, 20. asırdan başka hiçbir asırda bulunmayan sevgili enaniyetlerimizin kalın bir perdesi olmuştur. O sevgilimiz o kalın perdenin altında  büyüyüp  kalınlaşmaktadır.

Bu nasıl bir yokluktur ki, emmare nefsi, bir terbiye altına girmeden kendi kendine onda muvaffak olsun. Bu nasıl bir yokluk ki, orada yok edecek bir büyüğün tasarrufu kabul edilmesin. Bu nasıl bir yokluktur ki, kendi varlığına başkasının da varlığını ilave ederek iyice var olur. Evet bu öyle bir yokluktur ki, kalb, ruh, sır gibi ulvi latifeler nefsi emmarede yok olur!...

devamını oku...

.

kitap okurken

Cadde-i Kübra ve 26 Yaşındaki Nefs-i Levvame ile Bir Hesaplaşma

CADDE-İ KÜBRA yükünü kaldırabilmek öyle Raziye, Marziye işi olmadığı gibi Levvâme işi hiç değildir. Dairenin manevi idaresinin başındaki Ferd-i Ferid’in mazhariyyetleri yanında (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin buyurduğu gibi)  Ehassü’l-Havass’ın durumu dahi avam gibi kalır. Koca Bediüzzaman (R.A.) O Zat’dan bahs ederken kullandığı ve havsalamız dışındaki edeb tarzına dikkat et de ibret al. Meydan boş değildir. Temellük davasından vazgeçip teslim olalım. Ümidle ve şevkle neticeye muntazır kalalım.

devamını oku...

.

muhim sual

Üç Mühim Sual

1- Mesleğimizde etba değil, ittiba esastır. Yani esas olan kemalat erbabına ittibadır, irşad edecek adam aramak değildir. O halde Kur’anî hakikatları muhtaç olanlara duyurmak işi nasıl olacak?


2- "Hazm edilmeyen ilim telkin edilmemeli" buyuruluyor. Bunu nasıl anlayacağız?


3- Fenafilihvanı nasıl anlayacağız? Herkes diyor ki: Hepimiz birbirimizde faniyiz. Bir mürşidde mi fena olunur? Birbirimizde mi fena olunur?

devamını oku...